Приветствую Вас, Гость! Регистрация RSS

Турецкие Стихи

Воскресенье, 15.09.2019

Abdurrahim Karakoç
ANADOLU SEVGİSİ
Sen bizim dağları bilmezsin gülüm, 
Hele boz dumanlar çekilsin de gör 
Her haftası bayram, her günü düğün; 
Hele yaylalara çıkılsın da gör 
Bilmezsin ovalar nasıldır bizde; 
Kağnılar yollarda yoncalar dizde... 
Saydıklarım damla değil denizde, 
Hele bir ekinler ekilsin de gör 
Görmedin sen bizim mavi suları, 
Karlar eriyince kırar yuları... 
Köpük olur beyaz, sel olur sarı; 
Hele taştan taşa dökülsün de gör 
Sen bizim köyleri görmedin ki hiç.. 
Yolları toz, çamur, evleri kerpiç 
O kirli kabukta, o en temiz iç; 
Hele bir yakından bakılsın da gör 
Anlamaz bilmezsin sen bizim halkı; 
Sevgiyi bulasın yakına gel ki.. 
Kalıplar gerçeği göstermez belki, 
Gönül perdeleri sökülsün de gör 

AŞK HİKAYESİ 
Başımdan bir kova sevda döküldü 
Islanmadım,üşümedim,yandım oy! 
İplik iplik damarlarım söküldü 
Kurşun yemiş güvercine döndüm oy! 
Yağmur yorgan oldu; döşek kar bana 
Anladım ki kendi gönlüm dar bana 
Alev dolu bardakları yâr bana 
Sunuverdim içtim içtim kandım oy! 
Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım 
Ne zamana, ne kendime alıştım 
Kırk senede yedi hasret bölüştüm 
Yedi dünya bana düştü sandım oy! 
Gönül şahinimi yordum gerçeğe 
Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe 
Teselliden kanat kırdım gerçeğe 
Tecellinin sinesine kondum oy! 

AYIP 
Kara gözlüm bu ayrılık yetişir, 
İki gözüm pınar oldu gel gayrı. 
Elim değse akan sular tutuşur 
İçim dışım yanar oldu gel gayrı. 
Ayların sırtında yıllar taşındı, 
Sanma ki garibi eller düşündü. 
Bebekler evlendi, yollar aşındı 
Kozalaklar çınar oldu gel gayrı. 
Hesap et, gideli sen gurbet ile 
Otuz ay tutuldu kolay mı dile? 
Hapisler, sürgünler, esirler bile 
Sılasına döner oldu gel gayrı. 
Gönlüm sende, gözüm yollarda durdu, 
Saat isyan etti, takvim kudurdu. 
Hasret hançerini bağrıma vurdu 
yüreciğim kanar oldu gel gayrı. 
Emeği boşadır yuvasız kuşun... 
Nerdeyse toprağa değecek başın. 
Beni düşünmezsen kendini düşün 
Herkes seni kınar oldu gel gayrı. 
AYRILIK HAVASI 
Ben nefret eyledim sizin gerçekten 
Yalanı severim, yalanı gayrı 
Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten 
Yılanı severim, yılanı gayrı 
Yıllarca boş yere canımı sıktım 
Nihayet yol buldum çığırdan çıktım 
Beyden efendiden sayından bıktım 
Ulanı severim ulanı gayrı 
Sapıtmış bu diye beni yeriniz 
Hakkımda bin türlü hüküm veriniz 
Omuzumda yüktür dirileriniz 
Öleni severim öleni gayrı 

BALABAN'IM 
Geldi gönderdiğin şiirden mektup 
Arada bir böyle yaz Balaban'ım 
Zaman siciminin ucundan tutup 
Bazen bağla, bazen çöz Balaban'ım 
Fikir gölü derinleşir girdikçe 
Dostluk gülü gümrah açar derdikçe 
Sıhhat, zaman, mekan, imkan verdikçe 
Cevapsız bırakmam, söz Balaban'ım 
Ahval-i aleme kafayı takma 
Allah Kerim, sabrı elden bırakma 
İlmi düstur eyle, imanı sakla 
Gayrisi savrulan toz Balaban'ım 
Huzur içte gerek, kabukta değil 
Vuslat acelede, çabukta değil 
Akıl da baştadır, topukta değil 
Çile yemekteki tuz Balaban'ım 
Ahlakı, töreyi kenara atan 
Dine 'Afyon' diyen, vatanı satan 
Müslüman olamaz, Türk değil zaten 
Dayanmaz görmeye göz Balaban'ım 
Demişler ya 'Kuvvet birlikten doğar' 
Kar, yağmur zamanı gelince yağar 
Nasihatım o ki dinlersen eğer 
İşaret 'ben' değil 'Biz' Balaban'ım 
Çevremizi saran türlü ihanet 
Gün geçtikçe görünüyor daha net 
Başlangıçta bilmek değil kehanet 
Bağrımıza girmiş köz Balaban'ım 
Zaman geldi esir olduk maddeye 
Zaman geldi hasır olduk caddeye 
Zaman geldi küsur olduk şetteye 
Daha bunlar bize az Balaban'ım 
Dört yanımı gurbet yazmış kaderim 
Dosttan mektup gelir, biter kederim 
Gözlerinden öper, selam ederim 
Aydınlık günlerde gez Balaban'ım 

BAMBAŞKA 
Doktor, benim derdim bambaşka bir dert; 
Ağrıyan yerimi sorma boşuna. 
Yazdığın reçete değer mi zahmet? 
Kağıtla kalemi yorma boşuna. 
Kerem eyle, fayda vermez yardımın; 
Tıp ilminde çaresi yok derdimin; 
Her tarafı gurbet olmuş yurdumun; 
Düşünceme tuzak kurma boşuna. 
Gönlüm yığın yığın hasret yüklüdür; 
İçimde tarifsiz keder saklıdır 
Sökemezsin yaralarım köklüdür; 
Merhem sürüp, sargı sarma boşuna. 
Dost yolları nakışlandı kanımdan; 
Sevdiklerim vergi keser canımdan; 
Sükuta muhtacım, ayrıl yanımdan, 
İncitip günaha girme boşuna. 
Aşk koymuşlar ıstırabın adını; 
Alamadım yaşamanın tadını 
Yapacaksan eğer bana yardımı, 
Öldür kurtar, ilâç verme boşuna. 

BEN
Ben: Karlı dağların deli rüzgarı
Ben: Tozlu yolların demirbaşıyım
Ben: Suyu kurumuş sevgi pınarı..
Ben: Toprak bekçisi mezar taşıyım
Ben: Hep yıllar yılı kanayan çıban...
Ben: Fikir sürüsün yitiren çoban
Ben: Hayal peşinde çarıksız taban...
Ben: Gurbet ağzında bulgur aşıyım
Ben: Çürük gemi aşk denizinde..
Ben: Yağmur damlası dostun izinde
Ben: Yanıp kül oldum aşkın közünde...
Ben: Kara sevdanın dert yoldaşıyım.
Ben: Koyu düşmanım yersiz gülüşe..
Ben: Düşüvermişim bitmez bir işe
Ben: Bıldır ağlarım bu yıl ölmüşe..
Ben: Bensiz duygunun ilk savaşıyım
Ben: Gönlü aklına uymayan deli..
Ben: Az düşünceden doymayan deli
Ben: Beni ben diye saymayan delin.
Bırakın ben benden uzaklaşayım.

BENİ DE ÇAĞIR 
Çileyi koklayıp gül niyetine
Zindana girersen beni de çağır
Sabrı, kanaati bal niyetine
Ekmeğe dürersen beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime
Bazen iki güneş doğar içime
Bazen gam yağmuru yağar içime
Sen beni ararsan beni de çağır.
Dostların var ise divanelerden
Gözyaşın aktıysa minarelerden
Binlerce senelik viranelerden
Birşeyler sorarsan beni de çağır.
Ezelin ezelden öncesi vardı
Yine sonsuzluktur sonsuzun ardı
Zaman yumağına bizi kim sardı
Aklını yorarsan beni de çağır.
Dışarda göz yanar, içerde yürek
Taahhüt ehline tahammül gerek
Mazlum yarasına merhem diyerek
Gözyaşı sürersen beni de çağır.

BIRAKIN KALSIN 

Çokta kederlenir, az da gülerim 
Ustura ağzında düşüncelerim 
Deliliktir belki...bırakın kalsın 

Doğan her bebeğin hakkı var bende 
Öğütülen benim her değirmende 
Ne sonu, ne ilki...bırakın kalsın 

Sevdam büyüdükçe dünyam dar olur 
Zamandan çıktığım zamanlar olur 
Ve öyle güzel ki...bırakın kalsın 

Saatler ya geri, ya hep ileri 
Kıran yok hileli terazileri 
Umutlar ırakta...bırakın kalsın 

Onbinlerle sohbet onbin nafile 
Dönmüyor toprağa giren kafile 
Öfkeler yürekte...bırakın kalsın 

Ne yarım tam yarım, ne bütün tamam 
Yolcular anlamaz, ben anlatamam 
Tren son durakta...bırakın kalsın 

Gelir beni yakar suya düşer kor 
Düşünen baş çekmek, dert çekmekten zor 
Kutsaldır bu yara...bırakın kalsın 

Dursun, ayazına uyandığın kış 
Dursun ki şevk ile sürsün bu yarış 
Lüzum yok bahara...bırakın kalsın 

Yıkılır, yırtılır her kalın perde 
Hesaba çekilir dünya mahşerde 
Yazın şu duvara...bırakın kalsın 

BİR AŞK BULSAM 

Bir aşk bulsam, yağmurunda ıslansam 
Bir dost bulsam, irfanında beslensem 
Bir dağ bulsam, sinesine yaslansam 
Yalnızlığım bitermola, bilmem ki? 

BİRAZ DA KİTAPLAR SENİ OKUSUN 

Canlı bir kitapsın, yazarı Mevla 
Açık dur, kitaplar seni okusun 
Yüzünde şavklansın nazarı Mevla 
Eğilsin mehtaplar seni okusun 

Kasırga ol, döne döne zikir et 
Her nefese on bin misli şükür et 
Şüphe burgacında Hakk'ı fikir et 
Uyansın girdaplar seni okusun 

Erisin geceler gündüze gel ki 
Kalmasın tek engel bir düze gel ki 
Secdede Rabbin'le yüzyüze gel ki 
Minberler, mihraplar seni okusun 

Ezelin, ebedin şifresi sende 
Menfinin, müsbetin şifresi sende 
Çözülsen de olur, çözülmesen de 
Sorular, cevaplar seni okusun 

Aşktan, estetikten, ahenkten yana 
Şiir, resim, müzik imrensin sana 
Camiler, sebiller gelsin lisana 
Hayırlar, sevaplar seni okusun 

Bedenin coğrafya, tarihtir dünün 
Ayrı ayrı sayfa saatin, günün 
Dört kapısı açık dursun gönlünün 
Alimler, erbaplar seni okusun 

Nefret boşta kalsın, aşk ile dol da 
Işık, kılavuz ol gittiğin yolda 
Kur'an'dan feyz alana bir mektup ol da 
Yazdığın kitaplar seni okusun 
Категория: Турецкие стихи (Türk şiiri) (22.10.2013)
Просмотров: 940 | Рейтинг: 0.0/0